İslam ve Tevhid Adına Fıkıh Kaideleri

Allâme İbn-i Abdilberr şöyle der:

“Azı dişi olan yırtıcı hayvanların yasaklanmasını ifade eden hadisdeki nehiy, edep ve irşat için değil, aksine haramlığı ifade etmek içindir. Zira nehiy “uzaklaştırmak” ve “men etmek” manalarına gelir. Bu da açıkça haramlığı ifade etmektedir. Dolayısıyla Hz. Peygamber’den gelen her yasaklamayı başka karine olmadığı müddetçe “haram kılma” manasına hamletmek vaciptir. Acaba Hz. Peygamberin ihramdaki kişinin nikâhından ve benzeri şeylerden nehyetmesi haramlığa hamledilmez mi?“
İkincisi: M. Reşit Rıza’nın “Hadislerin yasakladığı şeylerin haramlığı, belli bir vakte veya belli bir sebebe binaen daimi olmayan hammlardır. Mesela eşeğin haramlığı necis şeyleri yediği için’ dif” demesi büyük bir yanılgıdır. Zira Müslim’in Hz. Enes’ten rivayet ettiği üzere Rasulullah “O eşek eti şeytanın amelindcn bir necasettir” buyurmuştur. Hz. Peygamber’in bu sözü açıkça haramlığm illerini belirlemiştir. Binaenaleyh, bazı ıahabilerin ıandığı illetlere mahal kalmamaktadır. Bunun için Allâme İbn-i Hacer şöyle der:
“Hz. Eneı’ıen gelen “Bu et ne’cistir, şeytanın amelindendir” hadisi. ıahabeden rivayet edilen “Bu eşekler taksim edilmemişti”, “Pio geyleri yiyorlardı” ya da “Gasp edildikleri için haramdır” gibi ihtimalleri tamamen ortadan kaldırmaktadır.“ der. Özellikle Seleme b. Ekva’mn rivayetinde ki “Tencereler! yıkayın” emri bunun en açık göstergesidir.
İmam Kurtubi şöyle demiştir:
“Onlar neciscir” ifadesindeki zamir, şeklen: dönmekte. dir. Bu nedenle bu hadiş haramlığı gerektirir. Bu haram da haram li ğayrihi değil, haram li aynihi’dir.
İbni Dakik el-İd şöyle demiştir:

“Tencerelerdeki yiyecekleri dökün” emri eşeklerin haram olduğunu ifade eder. Bu konuda başka illetler de varid olmuştur. Eğer o illetler sahih olsalar delil olurlar. Fakat bazen bir hüküm birçok illede nitelendirilebilir.” 

 

Üçüncüsü: M. Reşit Rıza’nın “Azı dişli yırtıcı hayvanlar ve pençeli kuşlardaki nehiy, haramlılığı değil keraheti ifade eder” demesi de, açıkça haramhhğı ifade eden bir nassı kendisine göre yorumlamaktan başka bir şey değildir. Nitekim başka güçlü bir karine olmadığı müddetçe nehyin haramlılığı ifade etmesi cumhuru ulemanın kabul ettiği sabit bir kaidedir. Fakat M. Reşit Rıza haramlılığı ifade eden bu sahih hadisleri “De ki: Bana vahyolunanda, leş veya akıtılmış kan yahut domuz eti Jci pisliğin kendisidirya da günah işlenerek Allah’tan başkası adına kesilmiş bir hayvandan başka, yiyecek kimseye haram kılınmış birşey bulamıyorum” ( En’am, 145) ayetine ters düşmesin diye bu kadar uzak te’villere başvura. bilmektedir. ‘
islam-ve-modernizim-780x405
Dördüncüsü: M. Reşit Rıza kendini haklı çıkarabilmek için İmam Malik’in yırtıcı hayvanların yenmesini haram değil, mekruh gördüğünü nakletmiştir. Bu, hakikati çarpıtmaktan başka bir şey değildir. “Edvau’l-Beyan” adh değerli tefsirin sahibi M. Emin Şenkıtî şöyle der:
“Bil ki yirtıcı hayvanların eti hususunda İmam Malik’ten iki rivayet vardır. Fakat Muvatta’da haram demesi sahih göo rüşünün haram olduğunu belirler.” 
Hicrî ilk üç asırdan günümüze kadar gelmiş değişik örneklerine sahip olduğumuz haber-i vâhidler yukarıdaki ikili ve üçlü taksim dışında farklı şekillerde de tasnife tâbi tutulmuştur. Bir taksime göre haber-i vâhid ya meşhurdur ya da değildir. Haber-i vâhidin sonraki dönemlerde râvi sayısının artması haberi mütevatir seviyesine çıkartmaz. Haber-i vâhidin meşhur olmayan kısmı ise kendi arasında râvi sayısına göre garib ve azîz şeklinde ikiye ayrılmaktadır.13 Hadisçilerin Hz. Peygamber’den (s.a.s.) rivayet edilen hadisleri, sahih, hasen ve zayıf olmak üzere üçe ayırmaları ise, haber-i vâhidin başka bir yönden taksimidir.14 Zira mütevatir hadis kesin bilgi ifade ettiği için inceleme dışıdır. Kaldı ki incelemeyi gerektirecek kadar mütevatir hadis mevcut değildir.
“Hadis ilmi, sahih hadisi sakiminden ayırmayı hedef tuttuğu zaman konusu yalnızca ahad haberler olmuş ve hadis uleması, yalnızca bu haberleri ve ravilerini tasnife tabi tutmuşlardır; Binaenaleyh, sahih hadis dediğimiz zaman, ahadın sahihleri hatıra geldiği gibi, Buharî, (ö. 256) Müslim (ö. 361) ve kutub-i sittenin diğer dört imamının toplayıp vücuda getirdikleri hadis eserleri de ahadın sahih haberler koleksiyonlarından başka bir şey değildir.”15 Hz. Peygamber’in (s.a.s.) hadislerinden pek çoğu bu vasıftaki haberlerdir. Bundan dolayı, hadisin İslâm teşrî’indeki yerinin doğru şekilde tespit edilmesi için ilk dönem hadis anlayışının ortaya konulması gerekir. Bu minvalde İmam Mâlik’in hadislere yaklaşımın ortaya konulması önem arz etmektedir.
Zira İmam Mâlik’in eseri Muvatta’ ilk dönem hadis anlayışını yansıtması bakımından önemli bir kaynak niteliğindedir. Haber-i vâhidin değeri konusuna ışık tutacak pek çok rivayet Muvatta’da yer almaktadır. Bir görüşe göre Muvatta’da 600’ü müsned, 222’si mürsel, 613’ü mevkuf ve 285’i maktû olmak üzere toplam 1720 rivayet bulunmaktadır.16 Bunun yanı sıra ilk dönem hadis yorum metodu hakkında fikir veren İmam Mâlik’in fetva ve içtihatları da eserde yer almaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir